Alıntı

“Sigaranı diğer eline alsana” dedi, not defterime bir şeyler yazarken… Anlamamış gibi, bir ona bir elime baktım. Yüzümdeki aynı garip ifadeyle(garip göründüğüne eminim) yavaşça sigaramı iki parmaktan başka eldeki, başka iki parmağa transfer ettim. Tekrar, artık boş olan elime baktım. Bir anda elimi tuttu.

“Bazen böyle olur: hava kararmak üzereyken kızıla döner, bulutlar morarır, kentte yaşayan tüm sesler kısılır, zaman üşür. Bu anlar belki de yaşadığımızı hissettiğimiz, nerede yaşadığımızı fark ettiğimiz, farkında olmadan aşık olduğumuz anlardır.”

Vay be… O anda bütün damarlarımdan sıcak birşeyler geçti. Oturduğumuz park pek soğuk değildi, ama üşümeye başlamıştım. Üzerinde lacivert ince bir mont vardı. Çıkartıp bana verdi. İçinde hırka olduğu için üşümezmiş. Montu giydim. Üzerimde çok komik durduğuna eminim. Kolları filan kısa geldi. Ama hiç gülmedik. Elimle birleşmiş eline baktım, baş parmağımla yavaşça okşadım.
“Ellerin…” dedim. “ilk önce ellerini sevdim”
“Senin de ellerin güzel” dedi, elimi dudaklarına götürürken. “Ama biraz yorulmuşlar.”

“Kayboluruz sonra… Tüm o soğukkanlı, kendinden emin haller (kuruduğu için damarları daha belirgin)süzülerek uçup gider; kim bilir hangi mahallenin hangi sokağına. Aralarında boşluk olmayan tüm o evlerin arasında ve her döndüğü köşede, karşısına çıkacak mahalle düğününü arar.”

Neyse işte… Sonra parkın yanındaki caddede yürümeye başladık. Cadde ışıl ışıldı, daha kalabalıktı. Ya da o anda bana öyle geldi. El ele yürüyorduk. İlk gördüğüm anda aşık olduğum, kendime güvenmediğim için bir türlü açılamadığım, hatta uğruna hiçbir çaba sarf etmediğim kız, şimdi elimi tutmuş cadde boyunca benimle yürüyordu. Bu işin uzun sürmeyeceğini o anda anlamalıydım.

“Sararmış, uzun ama utancından boynu eğik sarı otların arasından şehre bakınız. ‘Nereden bulacağız orayı?’ demeyin. Orayı bulmak çocukluğunuzun geçtiği mahalleye kısa bir yolculuğa bakar.”

Sonra…
“Bir yerlerde oturalım mı?” dedi. “Biraz daha uzatalım zamanı”.
“Olur” dedim. Zaten karşı koymaya ne niyetim ne de cesaretim vardı.
Herkesin aşık olduğu (hani şu sarışın) aktristin adını taşıyan bara oturduk. Birer bira söyledik. Zaman zaman ela olan, çoğu zaman kahverenginde ısrar eden gözlerine bakmaktan kendimi alamıyordum. Beyaz teni, şekli oldukça düzgün burnu ve burnunun etrafındaki çilleri… Elele tutuşarak geçen zaman…
Pek az şey konuşarak, onun evine kadar yürüdük. Sokağın başında “sen buradan dön” dedi. Öpmeye cesaret edemedim ama sıkıca sarıldım. Apartmana girene kadar sokağın başında bekledim. Bir kere bile dönüp arkasına bakmadı. Bir ay sonra beni terk etti. Bu da benim son romantik gecemdi. Bir daha hiçbir kadınla bu kadar romantik bir anım olmadı.

“Anı….”

Dur abi!
Sen birer bira daha söyle.ben de tuvalete gidip geleyim bu sırada. Gelince okursun o bölümü. Yalnız sana bir şey söyleyeyim mi? Bizim gibi adam var mı anasını satayım. Şu mekanda, herkes geyik yaparken, biz aşk konuşuyoruz, kitaplardan alıntılar okuyoruz birbirimize. Neyse, ben geliyorum…

Kutay Yeşilöz

5 Yorum

Filed under Uncategorized

5 responses to “Alıntı

  1. güzel ve gizemli olmuş…

  2. ayşe

    neden Z harfinin üzerine tutunca 0507 201 19 36 gibi bi numara çıkıyor? Telefon numarası mı bu? 🙂

  3. Telefon numarasından kurtulduk efendim.

    • ayşe

      kontorüm yok numarayı arayamadım, olunca arayıp o parmağın sahibiyle tanışacagım… Bu kitapta ‘pi’ bile varmış, çok beğendim 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s